Kalkış performansı: V1 kararı ve pistin matematiği
Pistte hızlanırken motor sustuğunda "devam mı, dur mu" sorusunun cevabı o anda verilmez; sen koltuğa oturmadan çok önce bir hesabın içinde verilmiştir.
V1-VR-V2 zinciri, dengelenmiş pist kavramı, TORA/TODA/ASDA/LDA ve kalkışı etkileyen etmenler.
Öğrenme hedefleri
Bu bölümün sınav çekirdeği, 7 kart
Her kartta tek kavram: tanım, görsel, sayısal örnek ve sınavda nasıl sorulduğu. Uzun anlatım aşağıda, istediğinde aç.
032 · 1-1 Kalkış bir karar problemidir
CS-25 / Part 25 sertifikasyonu her kalkışı en kötümser varsayımla hesaplatır: en kritik anda en kritik motor arızalanır ve uçak ya pist içinde durur ya da güvenle tırmanır.
032 · 1-2 V1: kararın son uygulanma hızı
V1, kalkışı reddetmede ilk durdurma aksiyonunun (gaz kesme, fren, spoiler) alınmış olması gereken en yüksek hız ve motor arızasında devam performansının garanti edildiği en düşük hızdır.
Zincir
- VEF: kritik motorun arızalandığı varsayılan hız (≥ VMCG)
- V1: son durdurma aksiyonu noktası (≥ VEF + tepki süresi)
- VR: rotasyon başlar (≥ V1, ≥ 1,05 VMCA)
- VLOF: yerden kesilme; 35 ft ekran yüksekliğinde V2
V1 ne değildir
- Karar VERME hızı değil, verilmiş kararın son uygulama hızı
- V1'den sonra durma: limit kütlede pist matematiksel olarak yetmez
- Pist aşma RTO kazalarının ~%55'i V1'den sonra başlatılmış
- ~%82'si planlama/teknikle önlenebilirdi
032 · 1-3 VR ve V2: yerden havaya köprü
VR rotasyonun başladığı hız; V2 motor arızalı tırmanışta 35 ft'ten itibaren hedeflenen, gradyan ve kontrolü garanti eden kalkış emniyet hızıdır.
VR tabanları
- ≥ V1
- ≥ 1,05 × VMCA
- 35 ft'e kadar V2'ye ulaşacak şekilde seçilir
- VLOF için VMU (minimum unstick) payı
V2 tabanları
- ≥ 1,13 × VSR (4+ motorlu turboprop: 1,08)
- ≥ 1,10 × VMCA
- Perdövites payı + asimetrik kontrol payı
- Somut değer: kütle, flap, koşullar → AFM
Örnek
VSR = 118 kt, VMCA = 105 kt. V2 en az kaç?
1,13 × 118 = 133,3 kt 1,10 × 105 = 115,5 kt V2 ≥ 134 kt (büyük olan belirler)
032 · 1-4 İki mesafe, tek ayar düğmesi
Hızlan-dur (ASD): VEF'e kadar hızlan, V1'de durmaya başla, pist içinde dur. Hızlan-devam: VEF'te arıza, 35 ft'e kadar mesafe. V1 yükselirse ASD uzar, devam mesafesi kısalır.
032 · 1-5 İlan edilen mesafeler: TORA, TODA, ASDA, LDA
Performans beton uzunluğuyla değil dört resmî sayıyla hesaplanır: TORA yer koşusu; TODA = TORA + clearway; ASDA = TORA + stopway; LDA kaydırılmış eşikten sonrası.
Clearway
- Pist sonu ötesinde, ≥ 500 ft geniş
- Yukarı eğim ≤ %1,25
- Beton gerekmez, su bile olabilir: uçak üzerinden tırmanır
- Yalnızca TODA'ya girer
Stopway
- En az pist genişliğinde, pist ekseninde
- Uçağın ağırlığını hasarsız taşır
- Havaalanı otoritesince ilan edilir
- Yalnızca ASDA'ya girer, kalkış koşusuna sayılmaz
Örnek
Pist 3.000 m, stopway 200 m, clearway 400 m, eşik 300 m kaydırılmış. TORA, ASDA, TODA, LDA?
TORA = 3.000 m ASDA = 3.000 + 200 = 3.200 m TODA = 3.000 + 400 = 3.400 m LDA = 3.000 − 300 = 2.700 m
032 · 1-6 Hızın bedeli karesel
E = ½ m V²: hız iki katına çıkınca yutulacak enerji ve yaklaşık durma mesafesi dört katına çıkar; kalkış koşusu da kalkış hızının karesiyle orantılıdır.
Örnek
Kalkış hızı %10 artarsa (ör. yoğunluk irtifası) yer koşusu yaklaşık ne olur?
(1,10)² = 1,21 → yaklaşık %21 daha uzun Hız %20 artarsa: 1,44 → %44
032 · 1-7 Kalkışı etkileyen etmenler
Kütle üç koldan (ivme ↓, sürtünme ↑, gerekli hız ↑); yoğunluk irtifası (yükseklik, sıcaklık, nem → yoğunluk ↓ → TAS ↑, itki ↓); rüzgâr; pist eğimi ve yüzeyi; flap seçimi.
Kısaltır
- Karşı rüzgâr: kalkış hızının %10'u → mesafe ~%19 kısa
- Aşağı eğimli pist
- Daha büyük flap (CL ↑, VLOF ↓)
- Düşük kütle, soğuk ve alçak meydan
Uzatır
- Arka rüzgâr: aynı şiddet → mesafe ~%21 uzun
- Yukarı eğim, kirli/ıslak pist
- Büyük flap'in bedeli: tırmanma gradyanı ↓
- Yüksek kütle, sıcak ve yüksek meydan
Ayrıntılı anlatım22 dakikalık tam metin, şekiller ve doğrulama kaydıyla.
Dışarıdan bakınca kalkış, uçuşun en basit kısmı gibi görünür: gazı ver, hızlan, burnu kaldır, uç. PPL eğitiminde de yaklaşık böyle öğrenilir. Ama bir hava yolu jetinin kokpitine geçtiğinde kalkış, uçuşun en sıkı hesaplanmış birkaç dakikası hâline gelir. Çünkü ağır bir jet, pistin sonuna doğru saatte yüzlerce kilometre hızla koşan, frenlerine ve motorlarına devasa bir enerji yüklenmiş bir makinedir; ve pist, adı üstünde, bir yerde biter. ATPL performans dersinin bu ilk bölümünde o bitişin matematiğine bakacağız: uçağın durabileceği son nokta ile uçabileceği ilk nokta arasındaki pazarlığa.
Şu senaryoyu düşün: dolu bir yolcu uçağı kalkış koşusunda hızlanıyor ve tam o sırada bir motor arızalanıyor. Önünde iki seçenek var. Ya gazı kesip frenlere asılacaksın, o zaman uçağın kalan pist içinde durabilmesi gerekir. Ya da kalan motorla hızlanmaya devam edeceksin, o zaman da uçağın kalan pist içinde havalanıp güvenli bir yüksekliğe tırmanabilmesi gerekir. İşin can alıcı yanı şu: her iki seçeneğin de mesafe maliyeti, arızanın hangi hızda olduğuna göre değişir. Düşük hızda durmak kolay, devam etmek zordur; yüksek hızda ise tam tersi. Demek ki bir yerde bu iki seçeneğin el değiştirdiği bir hız olmalı. O hızın adı V1.
Kalkış bir manevra değil, bir karar problemidir
Büyük uçakların sertifikasyon kuralları (FAA için 14 CFR Part 25, Avrupa'da eşdeğeri CS-25) kalkış performansını hep aynı kötümser varsayımla hesaplatır: en kritik anda, en kritik motorun arızalandığını kabul et ve uçağın yine de ya güvenle durabildiğini ya da güvenle uçabildiğini göster. Bu yüzden her kalkıştan önce hesaplanan hızlar, ağırlıklar ve mesafeler aslında önceden verilmiş bir kararın parçalarıdır. Pilot pistte karar 'üretmez'; yerde, sakin kafayla yapılmış hesabın çizdiği senaryoyu uygular. ATPL performans konusunun özü de budur: o hesabın hangi mantıkla kurulduğunu, hangi etmenlerle oynadığını ve sınırlarının nerede olduğunu anlamak.
Bu bölümde önce üç temel hızı tanıyacağız: V1, VR ve V2. Sonra pistin iki ayrı hesabını, yani hızlan-dur ve hızlan-devam et mesafelerini kuracağız ve bu ikisinin kesiştiği noktada dengelenmiş pist uzunluğu (balanced field length) kavramına ulaşacağız. Ardından pistin resmî ölçülerini, TORA, TODA, ASDA ve LDA'yı tanımlayıp kalkışı etkileyen etmenleri tek tek ele alacağız. Bölüm boyunca hiçbir uçak tipine ait sayısal V hızı görmeyeceksin; bu hızlar her uçak için, her kalkışta, o günün koşullarına göre uçuş el kitabından (Airplane Flight Manual, AFM) veya performans sisteminden hesaplanır. Bizim işimiz sayılar değil, sayıların arkasındaki mantık.
V1: kararın çizgisi
V1 (kalkış karar hızı)
Kalkışı reddetme (rejected takeoff, RTO) durumunda pilotun uçağı hızlan-dur mesafesi (accelerate-stop distance) içinde durdurabilmek için ilk durdurma aksiyonunu (gaz kesme, fren, spoiler) almış olması gereken en yüksek hız; aynı zamanda motor arızasında kalkışa devam edildiğinde gerekli performansın garanti edildiği en düşük hız.
V1'in sertifikasyon tanımı bir zincirle başlar. Önce VEF (engine failure speed) gelir: kritik motorun arızalandığı varsayılan kalibre edilmiş hız. Kurallar VEF'in, uçağın yerde kontrol edilebildiği asgari hız olan VMCG'den (minimum control speed on the ground) düşük olamayacağını söyler; çünkü motor arızasının yaratacağı asimetrik itki ile uçak pist üzerinde ancak bu hızın üzerinde düz tutulabilir. Sonra insan faktörü devreye girer: pilotun arızayı fark etmesi ve tepki vermesi zaman alır, uçak bu sürede hızlanmaya devam eder. V1 işte bu yüzden VEF'in üstündedir: arıza VEF'te olur, pilotun ilk durdurma aksiyonu en geç V1'de gelir.
V1'in çift kimliği onu havacılığın en özel hızlarından biri yapar. Durma tarafından bakınca V1 bir tavandır: bu hızın üstünde ilk fren aksiyonunu alırsan, sertifikasyon hesabı artık kalan mesafede durabileceğini garanti etmez. Devam tarafından bakınca ise bir tabandır: motor arızasına rağmen bu hızdan itibaren devam edersen, uçağın kalan pist içinde havalanıp pist sonunu güvenli bir yükseklikten geçeceği gösterilmiştir. Yani V1'in altındaki dünyada varsayılan cevap 'dur', üstündeki dünyada varsayılan cevap 'devam'dır. Bu simetri kağıt üstünde zariftir ama kokpitte acımasız bir hız penceresine karşılık gelir: saniyeler içinde geçilen bir çizgi.
Yaygın yanlış
"V1 karar verme hızıdır, V1'e gelince düşünüp karar veririm"
V1'e sık sık 'karar hızı' denir ama bu ad yanıltıcıdır. V1, kararın verildiği hız değil, verilmiş kararın son uygulanma hızıdır. FAA tanımı açıktır: V1, durmayı seçtiysen ilk durdurma aksiyonunu almış olman gereken en yüksek hızdır. Yani değerlendirme, tanıma ve karar süreci V1'den önce bitmiş olmalıdır; V1 anonsunu duyduğunda elin hâlâ gaz kolundaysa ve henüz düşünüyorsan, fiilen 'devam' kararını vermişsindir. Bu yüzden modern operasyon kültüründe V1 yaklaşırken eller gaz kolundan çekilir: vücut, kararın artık değiştirilemeyeceğini kendine fiziksel olarak hatırlatır.
Unutma
FAA destekli Takeoff Safety Training Aid'in kaza analizine göre, pist sonunu aşmayla biten kalkış reddi kazalarının yaklaşık yüzde 55'inde durdurma girişimi V1'den SONRA başlatılmıştır ve vakaların yaklaşık yüzde 82'si daha iyi planlama veya durdurma tekniğiyle önlenebilir nitelikteydi. V1'den sonra pist, limit ağırlıkta durmak için matematiksel olarak yetmez; ne kadar kararlı frenlediğinin önemi yoktur. Eğitimdeki temel ilke şudur: uçak V1'i geçtiyse, uçağın uçamayacağına veya uçmasının güvensiz olduğuna dair açık bir kanıt yoksa kalkışa devam edilir.
VR ve V2: yerden havaya köprü
VR (rotasyon hızı, rotation speed)
Pilotun burun dikmesini kaldırmaya, yani uçağı kalkış tutumuna döndürmeye (rotasyon) başladığı hız; uçağın yerden kesilmesi rotasyonun devamında, VLOF (lift-off speed) hızında gerçekleşir.
VR rastgele seçilemez; sertifikasyon kuralları ona bir alt sınır ağı örer. VR, V1'den küçük olamaz; çünkü rotasyona başladığın anda durma seçeneği zaten fiilen kapanmıştır ve mantık zinciri 'önce karar çizgisi, sonra rotasyon' sırasını korumalıdır. VR ayrıca havadaki asgari kontrol hızı VMCA'nın yüzde 105'inden az olamaz; motor arızalı bir uçağı, burnu havaya kalkmışken asimetrik itkiyle kontrol edebilmek için pay gerekir. Ve en önemlisi, VR öyle seçilmelidir ki motor arızasına rağmen uçak 35 fit yüksekliğe ulaşmadan önce V2 hızını yakalayabilsin. Rotasyonu erken yapmanın da bedeli vardır: kurallar, yerden kesilme hızının, uçağın kuyruğu yere sürtercesine kaldırılabildiği asgari hız VMU'ya (minimum unstick speed) göre de pay taşımasını ister.
V2 (kalkış emniyet hızı, takeoff safety speed)
Motor arızalı kalkışta, uçağın 35 fit ekran yüksekliğinden itibaren tırmanışta hedeflediği ve gerekli tırmanma gradyanını ve manevra kabiliyetini garanti eden hız.
V2'nin de tabanı kurallarla örülmüştür ve bu tabanın iki bacağı vardır. Birincisi perdövites payı: V2, referans perdövites hızı VSR'nin (reference stall speed) en az 1,13 katı olmalıdır (dört ve daha çok motorlu turboproplarda bu katsayı 1,08'dir). İkincisi kontrol payı: V2, havadaki asgari kontrol hızı VMCA'nın en az 1,10 katı olmalıdır. Bu iki bacak, motor arızalı tırmanışın iki ayrı tehlikesine karşılık gelir: hız kaybedip perdövitese girmek ve asimetrik itki karşısında yön kontrolünü yitirmek. Dikkat et, bunlar tip bağımsız oranlardır; senin uçağının somut V2 değeri her kalkışta ağırlığa, flap konumuna ve koşullara göre AFM verisinden çıkar.
Bu zincirin bittiği yere ekran yüksekliği (screen height) denir: kuru pistte kalkış mesafesi, uçağın pist başlangıcından 35 fit yüksekliğe ulaştığı noktaya kadar ölçülür. 35 fit kulağa komik derecede az gelebilir; on bir metre, yani bir apartmanın üç katı. Ama bu bir hedef irtifa değil, bir ölçüm çizgisidir: sertifikasyon, en kötü durumda bile uçağın pist sonunu en az bu yükseklikten, doğru hızda ve tırmanır vaziyette geçtiğini garanti eder. Islak pist hesabında bu çizgi 15 fite iner; çünkü ıslak zeminde durma mesafeleri uzar ve kurallar, pilotu çok erken kalkışı reddetmeye zorlamamak için devam senaryosundaki payın bir kısmını feda eder.
Pistin iki hesabı: hızlan-dur ve hızlan-devam et
Şimdi pist tarafına geçelim. Sertifikasyon, her kalkış için iki ayrı mesafe senaryosu hesaplatır. Birincisi hızlan-dur mesafesi (accelerate-stop distance, ASD): uçak tüm motorlarla VEF'e kadar hızlanır, motor arızalanır, uçak V1'e kadar hızlanmaya devam eder ve oradan tam duruşa getirilir. Kurallar bu hesaba cömert davranmaz: kuru pistte ters itki (reverse thrust) durdurma vasıtası olarak hesaba katılamaz; yani sertifikasyon mesafesi yalnızca tekerlek frenleri ve spoilerlarla durabilmeyi ispatlar, ters itki günlük hayatta kullanılan bir bonus pay olarak kalır. Üstelik hesaba, V1 hızında iki saniyelik yol karşılığı ek bir mesafe eklenir; bu, gerçek dünyadaki tepkime gecikmelerini temsil eden bilinçli bir tampondur.
İkincisi hızlan-devam mesafesidir (accelerate-go): motor VEF'te arızalanır, kalkışa devam edilir ve mesafe, uçağın 35 fit yüksekliğe ulaştığı noktaya kadar ölçülür. Ama kurallar bir senaryo daha ister: tüm motorlar çalışırken 35 fite ulaşma mesafesinin yüzde 115'i. Neden? Çünkü motor arızası nadirdir; kalkışların ezici çoğunluğu tüm motorlarla yapılır ve kurallar bu olağan durumda da yüzde 15'lik bir emniyet payı dayatır. Gereken kalkış mesafesi, bu senaryoların en büyüğüdür. Yani pist, hem arızalı devam etmeye, hem arızada durmaya, hem de payıyla birlikte normal kalkışa aynı anda yetmek zorundadır.
İşte burada V1'in gizli gücü ortaya çıkar: V1 bir ayar düğmesidir ve iki mesafeyi zıt yönlerde oynatır. V1'i yükseltirsen, uçak daha yüksek hıza kadar 'durabilir' sayılmalıdır; daha yüksek hızdan durmak daha çok yol ister, hızlan-dur mesafesi büyür. Ama aynı anda devam senaryosu rahatlar: motor arızasından sonra uçak daha yüksek hıza tüm motorların gücüyle gelmiştir, kalan hızlanma kısalır, hızlan-devam mesafesi küçülür. V1'i düşürürsen her şey tersine döner. Tek bir düğme, iki zıt eğri. Ve iki zıt eğri varsa, bir yerde kesişirler.
Dengelenmiş pist uzunluğu: iki eğrinin buluştuğu yer
dengelenmiş pist uzunluğu (balanced field length)
V1'in, hızlan-dur mesafesi ile hızlan-devam mesafesini birbirine eşitleyecek şekilde seçildiği durumda gereken kalkış mesafesi; verilen pist için bu V1, izin verilen kalkış ağırlığını en yüksek yapar.
Kesişim noktasının neden özel olduğunu düşün. V1'i dengeli değerin altında seçersen devam mesafesi uzar ve pisti sınırlayan senaryo 'devam' olur; dengeli değerin üstünde seçersen durma mesafesi uzar ve sınırlayan senaryo 'dur' olur. Her iki sapmada da gereken pist, kesişimdekinden uzundur. Tersinden söylersek: elindeki pist sabitse, en ağır kalkışı ancak dengeli V1 ile yapabilirsin. Bu yüzden dengelenmiş pist uzunluğu, performans hesaplarının doğal referans noktasıdır. Pist gereken asgariden uzunsa hesap sana bir V1 aralığı sunar ve operatör bu aralık içinde, örneğin durma payını büyütmek için, farklı bir V1 politikası seçebilir.
Peki denge her zaman zorunlu mu? Hayır, ve bunun fiziksel bir nedeni var: pistin iki senaryodaki uzantıları farklı olabilir. Pist sonunun ötesinde, üzerinde durulamayan ama üzerinden uçulabilen engelsiz bir saha varsa (clearway), bu saha yalnızca devam senaryosuna yarar. Pist sonunda uçağın ağırlığını taşıyabilen sertleştirilmiş bir durma uzantısı varsa (stopway), bu da yalnızca durma senaryosuna yarar. Bu uzantılar iki eğriyi birbirinden bağımsız kaydırır ve hesap 'dengesiz' (unbalanced) hâle gelir; performans mühendisliği bu serbestliği ağırlık kazanmak için kullanır. Bu bizi kaçınılmaz bir soruya getiriyor: bir pistin uzunluğu dediğimiz şey tam olarak nedir?
Pist ne kadar uzun? İlan edilen mesafeler
Cevap, tek bir sayı değildir. Havacılıkta her pist için dört ayrı mesafe ilan edilir (declared distances) ve performans hesabı beton uzunluğuyla değil bu resmî sayılarla yapılır. Çünkü pistin fiziksel uzunluğu ile kalkış koşusuna, durdurmaya veya inişe fiilen ayrılabilen uzunluk aynı olmak zorunda değildir: eşik kaydırılmış olabilir, pist sonunda durma uzantısı veya engelsiz saha bulunabilir, bir bölüm yapısal nedenlerle kullanım dışı ilan edilmiş olabilir. Dört tanım şöyledir:
TORA (takeoff run available)
Kalkış yer koşusu için kullanılabilir ve uygun ilan edilen pist uzunluğu.
TODA (takeoff distance available)
TORA artı pist sonundaki engelsiz sahanın (clearway) uzunluğu; motor arızalı devam senaryosunun 35 fite ulaşma mesafesi bu toplamla karşılaştırılır.
ASDA (accelerate-stop distance available)
Kalkış reddinde hızlanma ve yavaşlama için kullanılabilir ilan edilen uzunluk; pist artı durma uzantısı (stopway).
LDA (landing distance available)
İniş yapan bir uçak için kullanılabilir ve uygun ilan edilen pist uzunluğu; kaydırılmış eşik (displaced threshold) varsa fiziksel pistten kısadır.
Clearway ve stopway'in resmî tanımları da öğreticidir. Clearway, pist sonunun ötesinde, pist ekseni etrafında en az 500 fit genişliğinde, yukarı eğimi yüzde 1,25'i aşmayan, uçuşa engel cisimlerden arındırılmış bir sahadır; üzerinde beton olması gerekmez, hatta su bile olabilir, çünkü uçak oraya basmaz, üzerinden tırmanır. Stopway ise tam tersidir: en az pist genişliğinde, pist ekseninde, reddedilen kalkışta uçağın ağırlığını yapısal hasar vermeden taşıyabilen ve havaalanı otoritesince bu amaçla ilan edilmiş bir zemindir. Aradaki fark ezberlenecek bir ayrıntı değil, iki senaryonun fiziğidir: devam eden uçak yüzeye değmez, duran uçak yüzeye yüklenir.
Yaygın yanlış
"Pistin uzunluğu neyse, kalkış için kullanabileceğim mesafe de odur"
Değildir; hangi senaryoya baktığına göre kullanılabilir mesafe değişir. Stopway yalnızca durma hesabına (ASDA) girer; kalkış koşusuna dahil edilemez, çünkü uçağı taşıması garanti edilse de bir pist gibi inşa edilmemiştir. Clearway yalnızca devam hesabına (TODA) girer; üzerinde durulamaz. Kaydırılmış eşik iniş mesafesini (LDA) kısaltır ama aynı yönde kalkışı etkilemeyebilir. Bu yüzden FAA rehberliği pilotları açıkça uyarır: mesafeleri harita üzerinden kendin toplayıp türetme, yayımlanmış ilan edilen mesafeleri kullan. Performans hesabında 'pist uzunluğu' diye tek bir girdi yoktur; senaryo başına doğru mesafe vardır.
Hızın bedeli karesel: kinetik enerjinin matematiği
E = 1/2 × m × V²
Hareket eden bir cismin kinetik enerjisi kütleyle doğru orantılı, hızın karesiyle orantılıdır; durmak demek bu enerjinin tamamını frenlerde ısıya çevirmek demektir.
Kalkış performansının neredeyse bütün 'şaşırtıcı' sayılarının arkasında bu tek formül vardır. Hız iki katına çıktığında enerji dört katına çıkar. PHAK'ın verdiği örnekle: pistte hızı iki katına çıkmış bir uçağın enerjisi (örneğin yetmiş beş knot'a karşı otuz yedi knot) dört katıdır ve durması için yaklaşık dört kat mesafe gerekir. Frenler birer enerji dönüştürücüdür; kinetik enerjiyi ısıya çevirirler ve yutabilecekleri enerji sınırlıdır. Ağır bir jetin V1 civarındaki kalkış reddi, fren disklerini akkor hâle getirebilen, sertifikasyon testlerinde özel olarak ispatlanması gereken bir enerji olayıdır. Hızın 'biraz' artması, enerjinin 'biraz' artması demek değildir.
Aynı karesel ilişki kalkış koşusunun kendisinde de saklıdır. Kalkış mesafesi, uçağı belli bir kinetik enerjiye, yani kalkış hızının karesiyle orantılı bir enerjiye ulaştırma işidir. Bu yüzden PHAK'ın kuralı iki yönde de çalışır: gereken hızın yüzde 10 artması, mesafeyi yaklaşık yüzde 21 artırır (1,10'un karesi 1,21'dir). Bu, birazdan göreceğimiz etmen listesinin şifresidir. Ağırlık, sıcaklık, irtifa gibi etmenlerin etkileri neden hep 'beklediğinden büyük' çıkar? Çünkü çoğu, ya gereken hızı yükselterek ya da ivmeyi düşürerek bu karesel ilişkinin içinden geçer ve etkiler çarpılarak birikir.
Kalkışı etkileyen etmenler: kütleden flap'e
Kütle ile başlayalım, çünkü etkisi üç koldan gelir. Ağır uçak birincisi daha yavaş hızlanır: itki aynıyken kütle büyürse ivme düşer; üstelik büyüyen ağırlık, tekerleklerdeki yuvarlanma sürtünmesini de artırır. İkincisi, ağır uçağın havalanmak için daha çok taşıma kuvvetine, dolayısıyla daha yüksek kalkış hızına ihtiyacı vardır. Üçüncüsü, o daha yüksek hıza daha düşük ivmeyle tırmanır. PHAK bu birleşik etkiyi sayıya döker: brüt ağırlıktaki yüzde 10'luk artış, kalkış hızını yaklaşık yüzde 5 artırır, ivmeyi en az yüzde 9 azaltır ve kalkış mesafesini en az yüzde 21 uzatır. 'En az' ifadesine dikkat: bu, iyimser alt sınırdır.
İkinci büyük etmen havanın kendisidir ve anahtar kavram yoğunluk irtifasıdır (density altitude): o günkü hava yoğunluğunun, standart atmosferde hangi irtifaya karşılık geldiği. Üç şey yoğunluğu düşürür: yüksek meydan irtifası, yüksek sıcaklık ve bir miktar da nem, çünkü su buharı kuru havadan hafiftir. Seyrek hava uçağa üç ayrı fatura keser: motor daha az güç veya itki üretir, pervane veya fan daha az hava kütlesini hızlandırır ve kanat aynı süratte daha az taşıma üretir. Sonuç, aynı gösterge hızına ulaşmak için daha yüksek gerçek hız ve daha uzun koşudur. 'Sıcak, yüksek ve nemli' üçlüsü performans dersinin klasik tehlike reçetesidir; standart atmosferde sıcaklığın her bin fitte yaklaşık 2 santigrat derece düştüğünü hatırlarsan, sıcak bir günün meydanını fiilen binlerce fit 'yükselttiğini' görebilirsin.
Rüzgâr, pilotun lehine veya aleyhine çalışan en dolaysız etmendir, çünkü uçak yere göre değil havaya göre uçar. Karşı rüzgârda uçak daha pist üzerinde dururken bile bir hava hızına sahiptir; kalkış hava hızına ulaşmak için yere göre daha az hızlanması gerekir. PHAK'ın kuralı çarpıcıdır: kalkış hızının yüzde 10'u kadar karşı rüzgâr, kalkış mesafesini yaklaşık yüzde 19 kısaltır; ama aynı şiddette arka rüzgâr mesafeyi yaklaşık yüzde 21 uzatır. Asimetriye dikkat: arka rüzgârın cezası, karşı rüzgârın ödülünden büyüktür. Yine karesel ilişkinin parmak izi. Bu yüzden kalkışlar rüzgâra karşı yapılır ve arka rüzgârla kalkış, performans tablolarında ayrıca ve cimrice sınırlandırılır.
Pistin kendisi de hesaba girer. Yukarı eğimli pist, ağırlığın bir bileşenini uçağın karşısına diker; ivme düşer, kalkış koşusu uzar. Aşağı eğim ise hızlanmaya yardım eder ve koşuyu kısaltır; inişte etkiler tersine döner. Gerçek hayatta eğim ve rüzgâr sık sık birlikte tartılır: hafif arka rüzgârla aşağı eğimli pistten mi, karşı rüzgârla yukarı eğimliden mi? Cevap ezberle değil, o günkü sayılarla verilir. Yüzey de öyle: sert ve düzgün olmayan her zemin, tekerleklerin serbestçe yuvarlanmasını bozarak yer koşusunu uzatır. Islak veya kontamine pistte ise asıl darbe durma tarafına gelir: frenleme sürtünmesi düşer, hızlan-dur mesafesi büyür; sertifikasyon bu yüzden ıslak hesapta ayrı VEF ve V1 değerleri kullanır ve kuru pistte yasakladığı ters itki kredisini ıslak hesapta tanır.
Son etmen pilotun elindeki en ilginç düğmedir: flap seçimi. Daha büyük flap açısı kanadın taşıma katsayısını artırır; uçak daha düşük hızda havalanabilir ve karesel ilişki sayesinde yer koşusu belirgin kısalır. Ama bedava değildir: büyük flap açısı sürüklemeyi de artırır ve havalandıktan sonraki tırmanma gradyanını düşürür. Takeoff Safety Training Aid bunu net söyler: artan flap açısı kalkış hızlarını ve mesafeyi azaltır, fakat düşen tırmanma performansı izin verilen kalkış ağırlığını sınırlayabilir. Yani kısa pistte büyük flap, ilerideki engel veya tırmanma gereksinimi baskınsa küçük flap avantajlıdır. Optimum, her kalkışta yeniden hesaplanan bir pazarlıktır; AFM performans verisi tam olarak bu pazarlığı çözer.
Tek motorla devam etmenin felsefesi
Bölümü açan soruya dönelim: motor arızasında yüksek hızda devam etmek neden mantıklıdır? Sezgi 'bir şey bozulduysa yerde kal' der; matematik başka bir şey söyler. V1'i geçmiş bir uçak için arkada kalan pist artık yoktur; sadece önündeki mesafe vardır ve o mesafe, limit ağırlıkta durmaya yetmeyecek şekilde harcanmıştır. Buna karşılık devam senaryosu, sertifikasyonun en başından beri hesapladığı senaryodur: uçak tek motor eksiğiyle hızlanacak, VR'de dönecek, 35 fiti V2 ile geçecek ve tanımlı bir gradyanla tırmanacak şekilde ispatlanmıştır. Yani V1 sonrası devam kararı bir cesaret gösterisi değil, garanti edilmiş bir performans zarfının içinde kalma kararıdır. Riskli olan, ispatlanmış zarfı bırakıp ispatlanmamış bir yüksek hızlı durma denemesine girmektir.
İstatistikler bu felsefeyi doğrular. Takeoff Safety Training Aid'e göre yaklaşık her 3.000 kalkıştan biri kalkış reddiyle sonuçlanır; bunların dörtte üçünden fazlası seksen knot ve altındaki düşük hızlarda başlatılır ve neredeyse hiçbir zaman kazaya dönüşmez. Pist aşma kazalarının ana kaynağı, tüm reddedilen kalkışların yalnızca yüzde iki kadarını oluşturan, yüz yirmi knot üzeri yüksek hızlı girişimlerdir. Bu tablo modern iki aşamalı karar kültürünü açıklar: düşük hız bölgesinde eşik düşüktür, şüphede durulur; yüksek hız bölgesinde, V1'e yaklaşırken eşik yükselir ve yalnızca uçağın uçamayacağını veya uçmasının güvensiz olduğunu düşündüren durumlar için durulur. Patlayan bir lastik veya bir gösterge arızası için V1 civarında fren yapmak, çoğu zaman asıl tehlikeyi yaratmaktır.
Unutma
V1'e yakın hızlarda uçak saniyede pistin yüzde birkaçını yutar ve kinetik enerji eğrinin en dik yerindedir. Bu bölgede kalkışı reddetme kararı ancak uçağın uçamayacağına veya uçuşun güvensiz olacağına işaret eden açık bir nedenle alınır; V1 geçildikten sonra ise durma girişimi, limit koşullarda pisti aşmakla eş anlamlıdır. Ekip brifingi bu yüzden her kalkıştan önce 'neyi durdururuz, neyle devam ederiz' sınırını sözlü olarak netleştirir: karar, motor sesi değişmeden önce verilmiş olmalıdır.
Buraya kadar kurduğumuz iskelet, performans dersinin geri kalanının üzerine oturacağı zemindir: V1-VR-V2 zinciri, iki mesafe hesabının V1 ile pazarlığı, dengelenmiş pist kavramı, ilan edilen mesafeler ve etmenlerin karesel aritmetiği. Sonraki bölümlerde bu iskeletin üzerine tırmanma segmentlerini, engel hesabını, ıslak ve kontamine pist ayrıntılarını ve iniş performansını ekleyeceğiz. Şimdilik aklında tek bir cümle kalsın: kalkış, pist üzerinde verilen bir karar değil, pist üzerinde uygulanan bir hesaptır. Sayıların kendisini ise her zaman tek bir yerden alacaksın: uçağının AFM veya POH performans verisinden, o günün ağırlığı, meydanı ve havası için hesaplanmış hâliyle.
Kendini dene
Okudun. Şimdi gerçekten bildiğini görelim.
Cevabı seçmeden açıklama görünmüyor, bilerek. Kendi cevabını vermeden okunan bir açıklama, öğrenilmiş gibi hissettirir ama değildir.
Kalkış koşusu sırasında V1 hızına ulaşıldığında V1'in operasyonel anlamı nedir?
İki motorlu bir jet için V2'nin alt sınırını belirleyen sertifikasyon oranları hangileridir?
Dengelenmiş pist uzunluğu (balanced field length) hangi koşulda ortaya çıkar?
Bir pistin TODA değeri neyi ifade eder?
Yer koşusundaki hız yüzde 10 fazla olursa gereken mesafe yaklaşık ne kadar değişir ve neden?
Takeoff Safety Training Aid'in kaza analizine göre, kalkış reddi kaynaklı pist aşma kazalarının başlıca kaynağı hangisidir?
Bu bölüm neye dayanıyor
- 14 CFR 25.107 (Takeoff speeds), eCFR
- 14 CFR 25.109 (Accelerate-stop distance), eCFR
- 14 CFR 25.113 (Takeoff distance and takeoff run), eCFR
- 14 CFR 1.1 (Definitions: clearway, stopway), eCFR
- FAA Pilot's Handbook of Aeronautical Knowledge, Ch. 11 (Aircraft Performance)
- FAA Aeronautical Information Manual 4-3-6 (Declared Distances)
- Pilot Guide to Takeoff Safety (FAA/endüstri Takeoff Safety Training Aid)
- SKYbrary: V1
Bu metin özgün olarak yazılmıştır ve resmî bir eğitim programının yerine geçmez. Sınav ve lisans şartları için tek doğru kaynak yetkili otoritenin kendi yayınıdır.